13 Şubat 2024

ALISON C. ROLLINS. KÜTÜPHANECİ


 

I

 

Tehlike Altındaki Dünya Dilleri Atlası'nı okuyor

Elinde hindili sandviç, telefonuna bir not 

yazıyor:

Uzmanlar, dünya üzerindeki tahmini 7.000 dilin  %90'unun

Önümüzdeki 100 yıl içinde yok olmasını bekliyor.

Dilbilimcilerin bitiremeyecekleri evler inşa ettiklerini düşünüyor.

Teorik olarak, bunu başaracağımızı düşünüyor.

Yatağının altındaki canavarların modası geçti,

Pidgin konuşuyorlar ve alfabe çorbası kanıyorlar.

Canavarlar onu yakalamasın diye kelimeleri karıştırıyor,

karanlıkta bedeninin nerede olduğunu bulamasınlar diye.

Komodininin üzerinde Bronzeville'de Bir Sokak duruyor.

Sözlüklerin yörelerinde kelime arama bulmacaları oynuyor

gece kendini bırakmadan önce.

 

II

 

Kütüphaneci, Pan'ın Labirenti'ndeki İspanyol prenses değil.

Tom Amca'nın Kulübesi'ndeki Topsy.

Büyüdüğünü düşünüyor. Kimsenin onu yaratmadığını düşünüyor.

Otopsi Yunanca autopsia'dan gelir:

Kendini görmek. Yatağında, sevişirken

sesleri parçalara ayırır, her hece notasını soyar

nota nota, tırnak başı tırnak başı prozodiyi yapı söküme uğratır,

kırpıntılar tüm zemini kapladığında

sanki bir çöplük gibi- tüm döşeme tahtaları

boş şiir sayfalarını tutar.

 

III

 

Pazar günleri kafelerde otururken merak eder durur

bir bilgisayarın şiir yazıp yazamadığını, bir makinenin

vicdanı olup olmadığını. Erkeklerin ağızlarını durgun bulur,

erkekleri söz söyleme konusunda boynuzlu hayvanlar olarak görür.

Bu konuda sadece konuşmakla yetinmeyin, bu konuyla ilgili olun, der.

Kendisi Show Me Eyaleti'nden ve

Missourili insanlar uzlaşmayı sever. Onlar köleleri 

hasır sepetlerle pikniklere getirirler. Eşlik eden karpuz dilimleri

sadece samimiyetin göstergesi.

 

IV

 

Bugün kütüphaneci yapay zekâ Al’ın henüz kavrayamadığı iğnelemenin 

ince nüanslarını sadece insanların içgüdüsel olarak seçebildiğini öğrendi.

Kütüphaneci gride yaşar, görünenle gerçek arasında asla hata yapmaz.

Turing Testi onun İncil'i gibi hizmet eder. Onu sevmeyen insanların gözlerinin 

hareket etmesini izlemekten daha önemli işleri vardır.

Sevmek kendi seçimiyle korkmaktır ve korku da özel bir dindir.

 

 

Profesörü ona günlük işine devam et demişti. Sen asla

şair olarak hayatını kazanamazdın. Ve bu iyi bir iş, diye düşündü,

kitapların siyah sırtlarını tekrar sıraya koymak

rafa kaldırılması gereken şeyleri ağızlarından tutup kaldırmak.

Her boğazın bir çağrı numarası olduğuna inanıyor.

Her birini ait olduğu yere geri koyuyor:

808.02 C449T:E, 810.98 M882P, 814.54 L867S.

Annesi ona, asla bir hediyelik atın ağzına bakmaması gerektiğini öğretmişti,

bu yüzden de kapakların içindekini hissediyor.

Rızası olmadan isimlendirildi. Pandora'nın anlamı: hediyeli kız.

 

 

Küçük Felaketler Kütüphanesi kitabından...

https://www.coppercanyonpress.org/books/library-of-small-catastrophes-by-alison-c-rollins/

 

Çeviren: Anita Sezgener

 

 

 Cin Ayşe 20, güz 2023, dünyamın sınırları

 

 

 

 

12 Şubat 2024

YENİ!!!MİRAY ÇAKIROĞLU. ANMA

Fotoğrafın arkasında

Beton katlar seçildiği için

Yıkıntıya iliştiriyoruz ki

Onlara dair olan,

Yıkıntıya dair olan,

Bir şey yok hayatlarında.

 

Bir kendi tanımı yaparken,

Bunu anlatıyor

Benim (de) bir evim vardı 

Benim (de) bir arabam vardı 

Benim her şeyim vardı

Sahip olmak benimle ilgiliydi derken

Mikrofona,

Bunu anlamamızı istiyor.

 

Holm şarkısının üzgün ezgisiyle ilgili

Onunla ilgili hiçbir şey yok hayatında.

 

Enkaz tarlasına dair bir şey

Yürürken bulduklarımızla ilgili

 

Ben mavi boyalı baskısı toz tutmuş 11 numaralı okey taşını cebime attım.

 

Bir kalıntı

Eve götürüp anlamlar vereceğim ona

Şimdi masamın üzerinde duran

Okey taşıyla ilgili bir şey.

 

Kilisenin portakal ağacına bakan 

Tek duvarının hâkim olduğu

Enkaz tarlasında

Biriyle ilişkili bir şey yok.

 

Eğrelti otları gibi duruyoruz orada

Ayaklarımızla taşları sürüklüyoruz

Hislerimize ad bulmaya çalışıyoruz

Birbirimizle konuşuyoruz değiştiğimiz

Sözlerle hiçbir benzerlikleri yok

Tuğladan yaptığımız anıtın üstünde 

Fotoğrafları duruyor şimdi diye

Karanlıkta mum alevi aydınlatıyor

Bakışlarını böyle karşılıyoruz

Ses çıkarıyoruz onlara doğru diye

Bir ilişki.

 

Başımızın üstünde yüksek tuttuğumuz 

Meşalelerin arasına koyduk diye

Fotoğraflarının durduğu çerçeveleri.

 

Aziz İlyas mezarlığında başlarını dolaşıp

Onlara dualar okuduk

Topraklarına buğday attık

Dirilişlerine

Devrilen taşlara basarak döndük

Taziye sıralarına oturduk

Kahve içtik

Zihnimizde tuttuk

Sözler değiştik bir ilişki kurduk diye.

 

Göğümüzde kararan bulutlara

Boş gözleri karanlık apartmanın ardından bakıyoruz diye

Biz hepimiz oradayız diye

Tanışıyoruz birbirimizle işte şimdi diye

 

Ayrıldık,

Bazıları yıkıntıların içinde bir köşeye çekildi

Takip ettim onları bir anlam veriyorum

Mumlar yaktılar diye.

Şimdi burada durduğumuz

Yerinde olmayan apartmanın

Onun yıkıntısında ölenlerin 

Fotoğraflarını yan yan koyduk

Onlara yıkıntıyla ilgili bir anlam verdim

Takip ettim orada durdum diye.

 

Hayatı onun, sonu yıkıntı diye böyle

Anlaşılmayacak.

Yıkıntı burada içinde burada baş başa kaldığımız.