21 Ocak 2014





ANNA AKHMATOVA
Mart’a Ağıt


İstemediğim kadar
servetim var geçmişten
idare eder beni uzun süre
Benim kadar iyi biliyorsun;
Hain hatıra
bırakmıyor bazılarının peşini;
altından kubbesiyle
Hafiften çarpık
mütevazi bir kilise ;
Haşin korosu kargaların;
bir trenin ıslığı;
Kırdaki yaban huş ağacı
Azad olmuş gibi az önce;
Heybetli meşelerin
gizli geceyarısı meclisi;
Ve birinin rüyalarından 
süzülüp gelen,
minik bir kayık
batıyor yavaşça
Kış bastırdı şimdiden burada,
Hafiften toza buluyor şu kırları
Akıl ermez bir sis ile
dolduruyor ufuk kadar uzak dünyayı

Biz gittikten sonra  hiçbir şeyin,
başka hiçbir şeyin kalmayacağını
alıştım düşünmeye
O halde kim
sundurmanın orada dolanan
Ve bizi adımızla çağıran
Buzlanmış cama dayalı bu yüz de kimin
Bir dal gibi oracıkta sallanan el kimin
örümcek bağlamış o köşede cevaben
Güneş çarpmış bir paçavra
Dans eder aynada.

Çeviren: GÜLKAN


 cin ayşe sayı 6,  'YAS' dosyasından, ekim 2011