1 Mayıs 2022

DEFNE SANDALCI. “CRITICAL INTIMACY”YE * GİRİŞ: AŞK BİR TORNAVİDADIR


 

1.EVRE

 

KÖPEK ŞİİRLERİ

 

I-
Kokunu bana bırakmayacaktın

Tenimi yakmayacaktın

Benden gözyaşı çıkartmayacaktın

 

En kamaşmış, en sivri dişimi

Sana saklıyorum

Sona saklıyorum

 

II-

Aramıza otobanlar, hayatlar

Aramıza dağlar, ırmaklar, zamanlar

Sokmayacaktın

 

En felâket özlemimi 

Sana saklıyorum

Sona saklıyorum

 

III-

Bana insan bilgileriyle sokulmayacaktın

Kalbime dokunmayacaktın

Tüylerimi elektriğe tutmayacaktın

 

Öğrendiğim en müthiş kelimeleri 

Sana saklıyorum

Sona saklıyorum

 

IV-

Ağız, şakak ve bakış kullanmayacaktın

Beni uzamda amok koşturmayacaktın

Soluk soluğa bırakmayacaktın

 

En derin hırıltımı

Sana saklıyorum 

Sona saklıyorum

 

V-

Şafaklar sökmeden beni uykumdan etmeyecektin

Karanlıkta bilmediğim şeyi aratmayacaktın

Bin çeşit ıslık çalmayacaktın

 

En kör karanlığımı 

Sana saklıyorum

Sona saklıyorum

 

VI-

Bana kemiklerini, bana kuytularını

Öğretmeyecektin

Beni yüzeylerinde gezdirmeyecektin

 

En giderilmez arzumu

Sana saklıyorum

Sona saklıyorum

 

 

 


2.EVRE

 

 

PARADİGMALAR, ENİGMALAR, KEHANETLER

 

Sevgilim, (ona sevgilim diyebilir miyim?) kemiğini kırdığında 

bir şehirlerarası durumun ortasında,

- amigdala beyne: kırıktan önce ya da belki tam o düşerken, 

aşkımız hangi zamanlar ve mekânlarda mümkün olacak ki zaten, imkansız bu, dedirtmekteydi. 

İkinci evre ise; tamir evresidir ve kırığın meydana gelmesinden 2 hafta sonra başlar. Bu evrede osteoblastların ve kondroblastların üretiyor oldukları proteinlerin üzerine kalsiyum minerali çöker. Bu çökme sonucunda sertleşme oluşur. Sonrasında ise kırık kemiğin sabitlenmesi için yumuşak kallus …

-amigdala beyne çarpıntı sızdırıyor: 

 Beyin, bakarsın, iki hafta kadar vaktimiz var, diyor

 

Adaçayı, sedir ağacı, buğday çimi, A,E,D,C vitaminleri, çinko, ıspanak, roka, havuç, elma, pancar, bakliyat gerekiyor.

 

Kemik, kendi kendini onarabilen bir yapıdır.. yeniden eski haline dönerek iyileşmesi pek çok faktöre bağlıdır.. antioksidanlar, kemiği yıkan ve yeniden yapan hücreler, hormonlar, aminoasitler ve 

 

Ben, lütfen!

4 atardamar ve

100 beygirlik aşkımla

Maddi tıbba isyanımla?.

 

-sonrasında ise kırık kemiğin sabitlenmesi için yumuşak kallus rol alır. Yeni gelişen bu yapı 6 ila 12 hafta arasında daha da sert bir hale gelerek sert kallus adını alır. 

 

daha tam 

6 ha…………

 



3. EVRE

 

 

PRE/POST AMOR ÇABUCAK SAPTAMALAR

 

a)    Aşk bir şiddet olayıdır. 

 

b)    Aşk, içimizde kıvrılıp büyümüş bir yılanın kış uykusundan fevri uyanışıdır.

 

c)     Aşk bir amigdala kaçağı emaresidir.

 

d)    Aşkın öznesi vardır, nesnesi uçar. (nesnesi kalırsa çağdaş mucizeler kitabına yazılır)

 

e)    Aşk, neme lazım, bir çırpıda yazı-kayıt gerektirir. 

 

f)     Biraradalıksız zaman, aşkta yalan -aşıklar yanyana durabilmelidir!

 

g)    Aşk, rutinin düşmanı, anarşinin bebeğidir. 

 

h)    Yeni paralı yollar şehirleri yakınlaştırmış olsa da, asfaltta hız limiti sürekli aşılır, araçlar çarpışır, takla atar ve kapitalizm vuslat engeller.

 

i)     Kaldı ki dünyada vaktin azaldığı, hızlandığı, telaşlı tüketim, sığ algı, dar yürek.

 

j)      Kalp, bağırsak (ki ikinci beyindir -bağırsak duvarında bulunan sinir hücrelerinden oluşan katman sayesinde, sempatik ve parasempatik sinir sisteminin iletimini bazı uyarıcı hormonların ve koruyucu salgıların dengesini de kontrol eder) ve yüz, ayrılış anına teçhizatlanmalıdır ki etik/estetik korunsun.

 

k)    Gülerken ağlamak, ağlarken sevinmek bir bipolariteye yol açmaktadır ama çatlaklardan inanılmaz sezgiler, kehanetler sızmaktadır. 

            (neden ağlandığı ağlarken anlaşılmaktadır.)

            (tombak gözyaşı şişesi. bu objenin böyle bir içgörü çalışmasıyla ilgisi? fırsat                          

            bulunursa bakılacaktır.)

 

l)     Ayrıca, “herkesin bi hayatı var”dır!

 

m)  Tatil/ izinli vakit/ iç dinamizmi yok sayan dış etkenler dayatması -ideolojiktir ve kahrolsun!

 

n)    Gidişini, kalışının halleri belirleme(liy)di-  inestetik ideolojiktir, kahrolsun!

 

o)    Ayrılık/imkân tüketimi -ideolojiktir kahrolsun!

 

p)    Aşk bir tornavidadır. (Vida olduğu görülmemiştir.) 

 

q)    Aşk ancak çoğul dertlilerin ve diğerkâmların harcıdır ve ancak bir amor mundi dalgasının üstünde yükselirse yaşayabilir. Yoksa boğulur. Boğulacaktır.  

 

 

 

 

*critical intimacy-eleştirel samimiyet (spivak’ın bir röportajından alındı, onun sözü. Critical intimacy is real intimacy- eleştirel samimiyet/yakınlık, gerçek samimiyet/yakınlıktır)

 

Cin Ayşe 17, Amigdala dosyası

 

 

 

 

 

 

 

 

 

BELMA FIRAT. Versus


 

                                                Bell Hooks'un “sınırları aşmayı öğretmek”

                       kitabından esinle,

 

 

Sınıfının dili

Sınıfımın diline

Dilin dilime dilme

Hançeren dilim dilim 

Hançer nakışlı nezaketime

 

Dilin dilime değdiğinde

Dile susuyor

Değerlerimizin tampon bölgesinde

 

Adına konuşamam

Adıma konuşamayacağın kadar

Çeviri bedenimde sancır

Şifa yitik ülke

Dilin dilime değdiğinde

 

s.165-176, Sınırları Aşmayı Öğretmek: Özgürlük Pratiği Olarak Eğitim, Bell Hooks 

12. bölüm: Sınıfla Yüzleşme, çeviri: Arzu Eylem, NotaBene Yayınları, İstanbul 2021


Cin Ayşe 17, Amigdala dosyası

 

 

 

 

 

 

 

ASUMAN SUSAM. Amigdala Kaçağı


 

Soyulmuş sütbadem_ hatıralardan

limbik denizinde sinaps ağlarla örülü yüzey

hata verdiğinde sistem, ölümcül aşırılıklar

hissi kaybetmek ya da onda boğulmak

savaş ya da kaç!

 

Dünya içinde başka bir dünya

renk silinir duygusu kalır 

_duvardaki çatlak_

düşerken ya da düştüğünde

neler olduysa aynıyla hatırlanır

seni yitirişim, gerçekliğimi aynıyla

orada olmayı sürdürürüz ama

hatırladıkça.

 

Köklerimiz çünkü orada, kendimizdeyiz

kendimizle dünya arasında bir sıkışıklıkta

arayı doldururuz

öfke, arzu, korku, endişeden

ne varsa titreten iltihaplı sinir uçlarını

ne kalmışsa ateşlerden

azı dişlerimizden koparttıklarımızla

yaşamaktan yana

bir köpek ulur, hiç susmaz ulur 

_amigdala_

günleri eze eze çürüttüğümüz siyah kumsalda

_bu kimyasal bir problemden fazlası_

hep fazladır daha

ulur o içeriden kendi otonomisinden

 


Görünmez bir çamura saplanır

Ağırlaşır varlık anlamsızlıktan

bütün şiddetiyle üstüne çullanır hayat

her şey susar, sustuğuyla kalır

anlamı çekip almak gerek, kendiliğinden vermez

o, duyguların kovanı, balını _gizli_ damıtır

ölüm dünyayı ikiye ayırmışken

fısıldar da bazen yavaş ve kontrollü

 

Bir yer edinmek kolay mı

burası senin kafanın içinde

pencere pervazında bana tütün sararken

yorgun olmak ölümden yeğdir

şarkı söyleyerek kalbi açmak

nabzı tutmak; derin nefes, yavaş adım

mesafeyi ortadan böyle kaldırmak

zamandan bir an’ı ayırmak

biz hep buradaydık gülümsemesiyle

dil parçalanmamızı izlerken 

 

Vücudunda okyanus taşıyorsun

su yükselir ve alçalır

nefesine dikkat et

suyun tehlikeli olduğunu bilirsin

alışkanlık bedeninden

çekilmesini beklersin

uyursan boğulabilirsin

durmaz yükselir o

nefesin!?

 

Dramatiktir bu anlar

hafızaya yeni bir çentik

yeni alışkanlıklar köklerimizi geliştirir

hatıralar kıvrılıp bükülüp biçim değiştirir

dünyayı kar olup beyazlaştıran keder

örtmez ama siler

sessizlikte her şey_ gürültüsünü yutkunup_ değişir

tutunmak sayılabilir bu

odaları havalandırmak

metanet hoşnutluk doğurur

hatırladıklarından çok unuttuklarından.


Cin Ayşe 17, amigdala dosyası

ANİTA SEZGENER. Lale Müldür’ün kuzey defterleriyle amigdala ve kış

 

 

“kafamdaki kuzey ve su ilişkisini düşündüm. kuzey denizinin uzayıp giden kumsallarını,

Macellan’ın Pasifik okyanusuna ve Vasco de Gama’nın Hint okyanusuna bağladığı

Atlas okyanusunu düşündüm.”* 

 

1.

kış hepimizi ekti biçti. finler bıkkınlaştı. SAD baş gösterdi. seasonal affective disorder.

buna kış bulantısı diyenler oldu. yazılar alt alta yazıldı. Alina bir kış günü. bana 

sakin bir okul bulun dedi. sakinlik kışla karıştırıldı.

 

2.

Goethe’nin 1810’da dile getirdiği gibi göz de renklere ihtiyaç duydu. Finliler

Laponlarla karşılaştı. ren geyiklerini kurtlardan korumak için uyumuyorlardı.

yine de neşeli ve yumuşaktılar. uykusuzluk renklerle karıştırılmıyordu. Finliler bıkkındı.

 

3.

çocuklar soğuğa çıkarılmalıydı. soğukta deniz banyoları yapılmalıydı. 

vücut sıvılarının pıhtılaşması önlenmeliydi. Amigdala bir kent ismi değildi.

 

4.

bir Romalının kış aylaklığı. şömineyle birlikte konuşuldu. kar temizleme tekniği

olarak iz açma önerildi. bunun için sürü hayvanları, iki at ve ağır bir tahta gerekti.

güneş o gün hiç doğmadı.

 

5

iz açılınca köylüler tecritten kurtuldu. su tesisatları dondu. Alina bir kış günü.

öğretmeninden korktuğunu söyledi. sağ amigdalanın elektriksel uyarıları işledi.

 

6

dişler arasında boşluklar oluştu. pazarda. kıştı. ve tüm muayenehaneler kapalıydı.

boşluklar karla kaplandı. ren geyikleri ve çocuk bir evrede takılıp kaldı. laponlar

yetişse de yardıma anneler hata yapmalı. babalar orda olmalıydı.

 

7.

kışın ısınmak için kış yataklarında kefenlenmiş gibi yatılır. çıt çıkarılmazdı.

güneyde mangallar yakılır. dumanı her yana yayılırdı. dönemin yazarları

kış üzerine yazıp durur, dişleri ve çocukları unuturlardı.

 

8.

kısa iklim tarihi güncel kaygılarla bağlantılandırıldı. sera etkisi ve küresel ısınma.

ağaç halkalarının gelişimine bakıldı. bağbozumu bilgisi şart oldu. buzullara

bakıldı. polenler incelendi. bir ergenin amigdalasında hacim artışı gözlendi.

 

 

9.

bir kar tavşanının. alçak basınç rejiminde. avlanması yasaklanmıştır. ada tavşanları.

Laponlarla anlaşınca okulsuzluk sona erip sakinliğe ulaşıldı. okula giden çocuk

soğuk ısırmasına karşı. ayakkabılarına çaput geçirdi. kuru öksürüğü hiç durmadı.

 

10

amigdala bir badem değildi. öyle soğuktu ki güneş lekeleri yoktu. fıçılarda

şaraplar dondu. resimlere kış manzaraları girdi. dişlerinin arasından yine de

gülümseyenler oldu.

 

11                                 

havuç dikimi yapıldı. havuç sineği larvalarına karşı naftalin topları ezilip toprağa

karıştırıldı. gülümsemek kayıtsızlıkla karıştırıldı. sadece kışın yazan yazarlar doğdu.

elleri niye ki ıslaktı.

 

12

kuru öksürük dağıldı. geriye seslenmek kaldı. bir kış gecesi odalardan odalara. 

bir şey kaldı.

 

“birşey olacak biliyorum ama ne.

Antartika’da söylenebilirdi belki.

söylenebilecek tek şey kendimizi unutmanın

mümkün olduğudur. kim görüyor buz denizlerinin

metal ışığını? kimse. buzu görmüyoruz çünkü.

buz görünmeden önce buzlu yerlerden ufka

akseden ışığı hissediyoruz yalnızca.

birşey olacak biliyorum ama ne.

daha az parçalanmış bir dünyada söylenebilirdi belki.”**

 

13

amigdala parçalanmış bir dünyadandı. belki. belki. yalnızca.

 

 

 

dip akıntılar

 

 

*s: 32, Kuzey Defterleri/ Lale Müldür, Metis Edebiyat, 1992

**s: 52, a.g.e

Bahçıvanlar için Kocakarı ilmi… Bahçıvanın Büyüsü/ Maureen & Bridget Boland

Alef yayınevi, ocak 2021, çeviren: Çiçek Öztek

Kısa İklim Tarihi/ Emmanuel Le Roy Ladurie, Doğu Batı yayınları, 2021,

çeviren: Mehmet Ali Kılıçbay

Kış: Bir Mevsimin Tarihi/ François Walter, Sel yayıncılık, 2020, çeviren: Nihan Özyıldırım


Cin Ayşe 17, amigdala dosyası

30 Nisan 2022

A.EMRE CENGİZ. Algoritmanın kış betiği




           Cin Ayşe 17, Amigdala dosyası

ANİTA SEZGENER. Nilgün Marmara ve çöl fareleri* ile YEDİ yerleşme amigdalası


 

BİR

canlı biri o. hepimize canlı. canlı biri o. intiharından ibaret değil. 

her yere yerleşen biri. şiiriyle ışıldadığı. orada. 

 

İKİ

eter ve kloroformdan önce hipnoz. ilgi acıyı dindirir. 

refakatçi acıyı dindirir. 

plasebo sembolizmi.

 

ÜÇ

amigdala biri o. sağ amigdalası ve sol amigdalasıyla. 

 

DÖRT

çöl fareleri su içmezler, bu da amigdalalarını etkileyebilir.

 

BEŞ

insanlardan uzaklara yerleşen çöl fareleri insanların 

amigdalalarında kemirgenleşince.

 

ALTI

su kaplumbağaları işin içine girince:

  

SU KAPLUMBAĞALARI

VE KOMŞUMUZ HİÇLİK**

 

                                                                        Dave için

 

Ötede, düşünmeden

okyanusun siyah karnında uyuyorlardı.

Düşleri de uykudaydı

            -Su kaplumbağaları

                   sınırsız yataklarının

                   ve unutuşun içinde-

 

 

Bir bahçe vardır,

Sahip olma yanılsamasıyla aydınlanmış

İnsan bekler sırasını,

          kendi elleriyle ekmenin,

Ertelemek için külün gerçeğini

Akik düşleri dürtmeye çalışarak

Bilseler de uyuduğumuzda düşler

                                                 uyanıktır,

uyandığımızda uykuya dalar onlar

ve yalnızca kaplumbağalardır karanlığın içinde

                                                      düşleri de uyuyan!

Bir şey kalmaz,

Genlerin uçucu dilbilgisinden başkaca

ve hiçliğin kutsal komşuluğunda yaşarız.

 

                                                                        Ocak, 86

 

YEDİ

önce kesim. sonra şablon. sonra boya. 

yerleşmek ötesine. ölçülerini verince. geniş olacak. 

tabutu.

 

 

DİP AKINTILAR

*çöl fareleri, Nilgün Marmara’nın Defterler’inde dolaşmaktadır.(Everest Yayınları, 2016)

**s:147, daktiloya çekilmiş şiirler, Nilgün Marmara, Şiir Atı Yayıncılık, 1988


Cin Ayşe 17, önsöz yerine