23 Haziran 2013


Direniş ve Egemen / Göksun K. Yazıcı


1.Her şey yüksek bir sesle soru sorarak başlar. Bu nedir? 2. İsyan soruları önceler, tek bir ünlemin yüksek sesle dile getirilmesidir: Artık, yeter! 3. Direniş soruları sorar: neden, nasıl, ne, kim? 4. İsyanın ne zaman patlayacağı, direnişin ne kadar süreceği bilinmez. 5. İsyan patladı, direniş başladı. 6. Artık gündelik dilin temeli oldu direniş. Bağlamı değiştirdi. Sözcüklerin başka bir anlamı var. 7. Direnişin sözlüğü yazılacak. Bizlerden alınmış sözcükleri, güçsüzlüğümüzle örülmüş dili kırıyoruz. 8. Egemen, sözcüklerimizi çalar. 9. Egemen, sözcüklerimizin arkasında duran bizlerin gücünü emerek hepimizi güçsüzlüğün diline mahkum eder. 10. Bizler, güçsüzleştirilmiş dille konuşanı kendimiz sanarız. 11. Egemen güçsüzleştirilmiş bedenlerimizden kişilik ve kendilik çıkarır. 12. Direniş bu güçsüzlüğün kırılmasıdır. Kendinden öte istemektir çünkü egemen bizleri kendi çocukları olarak celp eder. 13. İsyan ve direniş celbi  iade eder. “Hey sen!” diye bağıran egemene tek bir soru sorar: “Ne?” Bu soru cevaptır. Buradayım, ismimi çağırana sesleniyorum: “Ne?” Buradayım ve istediğin gibi durmuyorum. Biber gazı oley! 14. Egemen, iradesini devralmak için halkı ve iradeyi icat eder. İrade devredilmek için icat edilir. Halk yoktur, tek bir irade yoktur. Bedenin ve zihnin kuvvetleri devredilemez. Başkası bizim bedenimizde yaşayamaz, bizim bedenimiz başkası için yaşayamaz. 15. Direniş, güçlü bedenlerin birbirinin gücünü arttırmasıdır, bu yüzden daha az “ben” olmayız, daha çok “ben” oluruz. Direnişin bedeni okyanusta kaybolan damlalar gibi değildir. Her damlanın diğer damlayla okyanusun gücünü taşıyabilmesidir. 16. Egemen bizlere ne kadar güçsüz kalabileceğimizi öğretti. Şimdi direnişle ne kadar güçlü olabileceğimizi, hayatı ne kadar sevebileceğimizi, bedenimizi ve zihnimizi ne kadar şenlendirebileceğimizi öğreniyoruz. Ne kadar yaşam dolu olabileceğimizi bilmiyoruz. 17. Hepimiz direnişin çırağıyız. Bedenlerimizin zihinlerimizin çırağıyız. Direnişin bedeninin zihninin çırağıyız. 18. Soru sormaya devam edelim: “Egemen ne yapmıştı?” 19. Cevap tarihten geliyor: Her kişiyi eriterek biçimsiz bir bedenin iradesini aldı. Bizleri suçun, mülkiyetin ve yoksulluğun öznesi yaptı. Diğer bedenlerden güç almamı engelledi. Herkes biribirinin cehennemi oldu. Kolayca suçlanıp kolayca mutsuz olabilirdik. Dünyanın düşman bir yer olduğunu, bu dünyanın bizlerin olmadığını öğretmeye kalktı. 20. Soru sormaya devam edelim: Taksim komünü ve tüm direniş ne yaptı? 21. Komün, ortaklık becerilerimizi verdi bize. 22. Direniş, egemenin sınırlarına dinamit koydu, ocağına incir ağacı dikti, köküne kibrit suyu döktü. 23. Duran adam ne yaptı? 24. Cevap basit: Taksim meydanına “kolektif ve siyasi” giremezsin diyene, sen sadece bir kişisin ve kişi olarak davranabilirsin diyen egemenin karşısına “kişi” olarak çıktı. 25. Kolektif olduğunda meydandan sürülen beden, egemenin karşısına kişi olarak çıktığında egemenin uslu olsun diye icat ettiği “kişi” kavramını dinamitledi. 26. Egemen suçlayabilemek için yarattığı “kişi”, egemenin kendini çoğalttığı “kişi” onun karşısına kolektifle en derin bağlar kurmuş olarak çıktı. 27. Sivas Madımak önünde duran insanlar. 28. Ethem’in, Hrant’ın katledildiği  yerde duran kadınlar. 29. Biz artık egemenin çocukları değiliz. 30. Bir kişiyi hayata getiren tüm yaşam bağları direnişle damarlarımıza bağlandığında, bizleri öldürenlerin karşısına tek tek kişiler olarak çıktık: Arkadaşımı bekliyorum, adı Ethem Sarısülük. 31. Egemen sömürünün, kendi varlığının bedelini  hepimizin adına yazılmış özel faturalar  olarak göndermişti. 32. Kendi adlarımızı yazarak bu faturaları ona iade ediyoruz. 33. Adım direniş, bende çok isim var. Egemenin öldürdüğü isimleri bekliyoruz. Egemen gidince hepsi geri gelecek, kendi isimleriyle. 34. Egemenin sömürdükleri isimlerini direnişe yazdırdılar. Egemenin artık çağıramadığı Yakup, kurbağalara bakmaktan geliyorum dedi ve bunu üç kez söyledi. 35. Soru sormaya devam edelim: Ayrık otları gibi çoğalan park forumları nedir? 36. Her yer Taksim, her yer direniş! 37. Söz kazanılır. Sus, dur, yapma diyerek oluşturulan kişi söze başlar. Sözle başlar. Uslu kişilik dinamitlenir. 38. Egemen, bedenin sözün gücünü emmişti ya, söze başlayan her kişi egemenin gücünü soğurmaya başlar. 39. Egemen yıkılacak bir şey değil, emilecek, soğurulacak bir şeydir. 40. Devlet bir kapıymış yıkılmaz, egemen dış kapının mandalı değildir. 41. Egemen gücümüzü emmek için kılcal damarımız olur. Bizim sandığımız kalp, onun için atmaya başar. Şiddetle biçimlenmemiş bir alanda, bir forumda söze başlamak, kılcal damarlarımızı yeniden bizim kılar. Egemenin öldürme gücü böylece soğurulur ve yaşam gücüne çevrilir. 42. Egemeni oluşturan küçük şeylerdir, küçük şeyleri kendinin kılarak büyür. 43. Forumlar küçük şeyleri büyük egemenden ayırır. Küçük sorunlarımız vardır; mahallemizde, kapımızın önünde. İnsancıklar olarak bunlarla boğuşmamız istenir. Şiddet korkusu olmaksızın toplanırız, her küçük sorunu birlikte ele aldığımızda egemen pul pul dökülür. 44. Sonrası büyük işlerdir. Egemen bizleri sokmayarak büyük işler yapmaya kalkar. Bizler burunlarımızı sokarız. 45. Böylece egemen tek bir irade olabilme gücünü yitirir. Devralacağı bir irade yoktur. 46. Çokluk ve tekillik. 47. Egemen için soğurulma zamanı. 48. “Mutluluk kolektif olduğunda yıkıcıdır.” 49. Direnişin sözlüğünde, mutluluk başkasının sözünü merakla dinleyebilme gücüne denir. Özgürlük de buna benzer çünkü soru, birlikte neler yapabileceğimizin sorusudur. Başka bir bedenin tadının damağımızda dolaşması. 50. En büyük şeyleri mümkün kılan ağzımızdaki bu tattır. 51. Gerisi bu tadın yaratacağı dünyayla ilgili, egemenin işgal ettiği yerlerden çekilmesi. Temsili demokrasinin parçalarına ayrılması, oikos nomosun yarattığı kişilikler ve yaşam koşullarının değişmesi. 52. Barikatların ardındaki şair, “ben bir başkasıdır” diyordu. 53. Başkası olmak isteyen benin, her nefesinde direniş. 54. Kılcal damarlarımızda kurulan barikatlar egemene geçit vermiyor. 55. Mikrodan makroya siyasetin zinciri örülüyor. Siyaset, bu zincirdir, ilişkiselliktir. 56. Piyano çalabilen, barikat kurabilen, polis şiddeti altında sakin kalabilen, şiddetle biçimlenen dünyayı kabul etmeyen, şiddetsiz sözün ortak alanında özgür dünyayı yaratabileceğini bilen, dünyayı seven, diğer bedenlerden güç alan ve onlara güç veren, başkasının zerafetini fark edebilen, hiç bir bedeni sömürmemiş olan, kendi bedeninin sömürülmesine karşı duran, kıpırdamadan dimdik durabilen, erkeklerde tercihen askerliğini yapmamış ve/veya vicdani redçi, kadınlarda kırmızı seven, lgbt gökkuşağındaki yoldaşlarımızı arıyorduk, bulduk. Yaptıklarımızı bir bir anlatacağız. 

http://ortaklikalani.blogspot.com/2013/06/direnis-ve-egemen-goksun-k-yazc.html

Hiç yorum yok: